NAMLU AKSI DÜŞÜK TABANCALAR

Namlu aksı konusunun sıkça tartışılmasının nedeni, nispeten basit bir şekilde ölçülebilen ve atıcı üzerinde hissedilebilir bir etkisi olan metriklerden biri olmasıdır.

Namlu aksı, tabancanın fişek yatağından atıcının eline kadar olan dikey mesafe ölçülerek belirlenir.
Bu ölçümün tutarlı olması için elin üst kısmına veya elin doğal dönme noktası olan bilek ekleminin ortasına kadar olan mesafe ölçülebilir. Ancak, sonuç değişmez, önemli olan ölçümlerin aynı standartlarla yapılmasıdır.
Ama biz bunun teknik ölçümlerinden çok, atıcı üzerindeki etkileriyle ilgileniyoruz.

Genel olarak konuşursak, tabancanın namlusu atıcının eline göre ne kadar yüksekse, geri tepme sırasında atıcı o kadar fazla “yuvarlanma” hissi yaşar. Bunun nedeni, tabancanın el ile bağlantısının bir kaldıraç ve dayanak noktası gibi çalışmasıdır.

Namlu aksının yüksekliğinin bir tabanca ateş ettiğinde üzerindeki etkisi, temel fizik kurallarına dayanır. Düşük namlu aksında tabanca elinizde daha aşağıda oturur (yani eliniz tabancaya daha yüksek bir konumda yerleşir). Yüksek namlu aksında ise tabanca elinizde daha yukarıda oturur, yani sürgünün daha büyük bir kısmı ve kütlesi elinizin üstünde kalır.

[Resim: Ekran-Resmi-2025-03-16-08-51-00.png]

Tabancada bir fişek ateşlendiğinde, mermi namludan çıkarken oluşturduğu basınçla  bir ETKİ yaratır. Newton hareket yasalarının 3. sü “her etkiye karşı bir tepki vardır” der. Ateşlenmenin etkisi ile bir geri GERİ TEPME ortaya çıkacaktır. (Yukarıdaki resim) Geri tepmenin yönü dolayısıyla tabancayı kavradığımız nokta (Turuncu halka ve nokta) daha aşağıda olduğu için bir kaldıraç işlevi ortaya çıkacak, bu nokta üzerinden namluda oluşan açısal momentum  (yeşil ok), bir dönme (savrulma) momenti (TORK) ortaya çıkaracaktır (Namlu şahlanması). 

Tork, kuvvet momenti ya da dönme momenti, bir cismin bir eksen etrafındaki dönme, bükülme veya burulma eğilimini dönme ekseni merkezine indirgeyerek ölçen fiziksel büyüklüktür. Torkun büyüklüğü moment kolu uzunluğuna, uygulanan kuvvete ve moment kolu ile kuvvet vektörü arasındaki açıya bağlıdır şu formülle hesaplanır:

τ = r F sinθ 

τ = Torkun büyüklüğü.    r=Yer değiştirme vektörü (kuvvetin uygulandığı noktadan torkun ölçüldüğü noktaya çizilen vektör)
F= Kuvvet vektörü  θ =kuvvet vektörü ile moment kolu arasındaki açı

Yani Tork (dönme hareketi) büyüklüğü;  geri tepme gücü (kırmızı çizgi) , sürgünün hareket miktarı ve ekseni  ile el ekseni (lacivert çizgi) arasındaki  θ (teta) açısının sinüs değeri çarpımı ile hesaplanmaktadır.

İşte bu noktada aşağıdaki resimde göreceğiniz gibi yüksek veya düşük namlu aksı θ (teta) açısını değiştirerek ve yer değiştirme vektörünü değiştirerek Torku artırıp, azaltmaktadır. 

[Resim: Ekran-Resmi-2025-03-16-08-51-28.png]

Geri tepme miktarı aynı mermi ile aynı olmakla birlikte, düşük namlu aksı daha küçük bir teta açısı yaratarak ve yer değitirme vektörünü azaltarak  fiziksel olarak daha az dönme momenti, dolayısıyla daha az namlu şahlanması sunacaktır.

Tabancalarda namlu aksı, namlunun ve sürgünün atıcının kavrayışına göre ne kadar yüksekte olduğunu tanımlar. Her atıcı tabanca alırken bu özelliği dikkate almasa da, aslında dikkate almaları gerekir. Temel prensip oldukça basittir: Bir tabanca geri tepme yaşadığında, namlu ve sürgü elinizin ne kadar fazla yukarısında konumlanıyorsa, o kadar fazla kaldıraç etkisi oluşur ve namlu şahlanmasını kontrol etmek zorlaşır. Bu nedenle, namlu ve sürgüyü elinize mümkün olduğunca yakın konumlandıran tabanca tasarımları, bu kaldıraç etkisini azaltarak namlu şahlanmasını kontrol etmeyi kolaylaştırır. Eğer iki tabanca arasında karar vermekte zorlanıyorsanız, basitçe namlu aksı en düşük olanı seçmek kötü bir fikir olmaz.

Ancak, düşük namlu aksı her zaman kusursuz bir çözüm değildir. Düşük namlu aksına sahip tabancalar genellikle yüksek namlu akslı modellere kıyasla daha az konforlu hissettirebilir ve doğal nişan alma hissini (pointability) kaybedebilir. Bunun sebebi, düşük namlu aksı tasarımının, kabza ve tetiğin merkez hizasını tam olarak aynı doğrultuda tutamamasıdır. Örneğin, “Glock’lar güzel ama 1911 gibi nişan almıyorlar” diyen biri aslında bu noktaya işaret ediyor olabilir.

Yaklaşık 30 yıl öncesine kadar, piyasadaki tabancaların çoğu horoz mekanizmalıydı (hammer-fired) ve neredeyse tüm bu modellerde tetik merkez hattı ile kabzanın eğriliğinin merkez hattı neredeyse mükemmel hizalanmıştı. Bu tasarım, horoz mekanizmasının gerektirdiği yüksek namlu aksının bir yan ürünüydü. Çünkü horoz mekanizmalı çoğu tabanca, namlu ile kabza arasına tetik ve horoz grubunun saat gibi çalışan mekanizmasını sığdırmak zorundaydı. (Bu kuralın istisnaları vardır: Örneğin, eğimli namlu mekanizması kullanmayan Remington R51 ve Walther PPK gibi bazı horoz mekanizmalı modeller, oldukça düşük namlu aksına sahiptir.)

Tasarımcılar, horoz mekanizmasının gerektirdiği sınırlar içinde namluyu mümkün olduğunca aşağı çekmeye çalıştılar ve tetiği de buna hizaladılar. Bu da atıcıların eline doğal bir oturuş hissi veren ve “pointability” olarak adlandırılan nişan alma rahatlığını sağlayan bir tasarım ortaya çıkardı.

Şimdi, Glock 17 ile başlayan ateşleme iğneli (striker-fired) tabancaların altın çağına giriş yapalım. Horoz mekanizmasını ortadan kaldırarak, tasarımcılar kabza ile namlu arasındaki birçok karmaşık mekanizmayı kaldırabildiler. Ve çünkü düşük namlu aksının geri tepmeyi azalttığı genel olarak kabul edilen bir gerçekti, bu fırsatı değerlendirerek kabza ve namluyu birbirine daha da yaklaştırmaya odaklandılar.
Glock 17 ile başlayan süreçte, ateşleme iğneli ve düşük namlu aksına sahip tabancalar hızla yayılmaya başladı. Ancak bu modellerin hepsinin ortak bir özelliği vardıKabzanın eğriliği (grip curve) ve tetiğin merkezi artık hizalı değildi. Artık tetik geride kalıyordu, çünkü gerekli ateşleme mekanizması (lockwork), onu namluya daha yakın bir noktaya taşımaya izin vermiyordu.

[Resim: Ekran-Resmi-2025-03-16-09-53-45.png]

Tetik ve kabza eğriliğinin ne kadar iyi hizalandığını ölçmek için Hizalama İndeksi (Alignment Index) adını verdiğimiz bir ölçüm yöntemi geliştirdik. Çoğu horoz mekanizmalı tabanca yaklaşık 1.0 puana sahiptir, yani tetik ve kabza eğriliği mükemmel şekilde hizalanmıştır. Ancak, çoğu ateşleme iğneli (striker-fired) tabanca bu değerin altında bir skor alır, özellikle namlu aksı olağanüstü düşük olan modeller. Hizalama İndeksi düştükçe, tetik ve kabza eğriliği arasındaki uyum bozulur.

Bununla birlikte, Hizalama İndeksi’nin 1.0’ın altında olması büyük bir sorun değildir. Eğer öyle olsaydı, Glock, Springfield XD, S&W M&P gibi milyonlarca memnun kullanıcısı olan modellerin varlığı sorgulanırdı. Yukarıda bahsedilen tabancaların hepsi düşük Hizalama İndeksi değerine sahiptir, ancak hâlâ son derece başarılı ve popüler tabancalardır. Ancak düşük bir Hizalama İndeksi, tabancanın kavrama konforu açısından önemli bir faktördür.

ABD Ordusu’nun yeni hizmet tabancası olan SIG Sauer P320 de iğne ateşlemeli  (striker fired) bir tabanca olmasına rağmen yaklaşık 1.0 Hizalama İndeksi değerini korumaktadır. Bu da gösteriyor ki, “Yapabiliyor olmanız, her zaman yapmanız gerektiği anlamına gelmez.”

Düşük Namlu Aksının Diğer Artıları ve Eksileri

Düşük namlu aksının başka avantajları ve dezavantajları da vardır. Örneğin bir dezavantaj, düşük namlu aksına sahip tabancaların sürgüleri genellikle daha alçaktır, bu da sürgüyü kurarken (racking the slide) daha az tutuş yüzeyi sunar.

Öte yandan, daha küçük bir sürgü, aynı zamanda daha hafif bir sürgü anlamına gelir, bu da daha az hareket eden kütle (reciprocating mass) ve dolayısıyla sadece düşük namlu aksının sağladığı geri tepme azalmasından daha da az geri tepme anlamına gelir. Birçok yarışma tabancasında, sürgüye açılan pencereler veya hafifletme kesikleri tam olarak bu nedenle kullanılır. 

Daha az namlu şahlanması, hedefe dönmede daha hızlı olma anlamı taşır. Bu da daha seri ve isabetli atışa olanak sağlar. düşük namlu akslı tabancalar, daha az şahlanma ile daha iyi kontrol sağlıyor. Özellikle hızlı seri atış gereken senaryolarda (IPSC, savunma vb.) büyük avantaj sağlıyor. Düşük namlu akslı tabancalar özellikle yarışma kategorisindeki tercihlerdir.

Daha küçük bir sürgü aynı zamanda genel olarak daha hafif bir tabanca demektir ve kompakt boyutları sayesinde düşük namlu aksına sahip tabancaları taşımayı ve gizlemeyi kolaylaştırır (eğer bu sizin için önemli bir kriterse).

Hep yarı-otomatik tabancalardan bahsettik. Revolverlerde namlu aksı oldukça yüksektir, bu nedenlede namlu şahlanması oldukça fazladır. Bunun şu ana kadar tek bir istisnası var Chiappa Rhino…

[Resim: the-quest-for-the-low-bore-axis.jpg?size...5&nocrop=1]

İlginç bir şekilde Chiappa Rhino da namlu altta yerleşimli olduğundan namlu şahlanması yok gibidir.

Piyasadaki yarı-otomatik tabancaların bir kısmını namlu aks yüksekliklerine göre sıraladım:

[Resim: Ekran-Resmi-2025-03-16-10-50-54.png]

Düşük namlu aksı, olmazsa olmaz bir özellik değildir, ancak iyi bir tabanca oluşturan birçok faktörden sadece biridir. Büyük ölçüde kişisel tercihlere bağlıdır. Düşük namlu aksına sahip tabancalar, geri tepme konusunda daha avantajlıdır; çünkü daha alçak ve daha hafif bir sürgü, fizik kuralları gereği daha az tepme yaratır. Ayrıca, bu tür tabancalar genellikle daha küçük ve daha hafif olur, bu yüzden piyasada çok fazla düşük namlu akslı model görmek şaşırtıcı değildir.

Sonuç olarak, düşük namlu aksı mı, yüksek namlu aksı mı, hizalı mı yoksa hizasız bir tetik-kabza yapısı mı? Bunların hepsi teknik detaylardır ve elinize, duruşunuza, el boyutunuza ve daha birçok bireysel faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.
Gerçekten önemli olan şey, hangi tabancayla en hızlı ve en isabetli atışı yapabildiğinizdir. Ve bunun için kendi verilerinizi oluşturmaya başlamanız gerekir, harcanan her bir fişek kovanıyla birlikte.
Keyifli atışlar! ?

Yorum bırakın