
Her ne kadar Walther PPK için başladığım bu yazıya başlık düşünürken artık bir sinema ikonu olmuş İngiliz ajanını bu işe karıştırmayayım dediysem de diğer alternatifleri de gözden geçirince yine en makulü bu göründü.
Hikayemiz 1929 yılında Walther fabrikasının PP modelini üretmesiyle başar. Adından da tahmin edileceği üzere, dönemin polis güçlerinin ihtiyacı dikkate alınarak tasarlanan tabanca beklenen talebi görmüş olmalı ki Walther fabrikası hemen bir yıl sonra 1930 yılında bu kez aynı silahın biraz daha kısa ve şarjör kapasitesi bir mermi daha az olan PPK (Polizei Pistole Kurtz) modelini pazara çıkartır.
PP ve PPK birbirine çok benzer tasarımlar olsa da ölçülerdeki küçük fark PPK’yı belirgin şekilde öne çıkartmaya yeterlidir. Gördüğüm kadarıyla bugün olduğu gibi o zaman da PPK’nın ünü PP’yi biraz aşmış durumdadır. Bunun da nedenlerine yazıda değineceğim.
Walther’in bu silahlarda kullandığı yenilikçi tasarım detayları günümüzde dahi varlığını sürdürmektedir. Biraz araştırırsanız PPK ile aynı tarihlerde tasarlanan yarı otomatik tabancaların hemen hepsinin tek hareketli silahlar olduğunu görebilirsiniz. Bu durumda geçtiğimiz yüzyılın ilk yarısında silahını her an atışa hazır halde taşımak isteyen birinin seçeneği ya bir toplu tabanca edinmek ya da kurulu kilitli halde bir yarı otomatik taşımaktı. Araştırdığım kadarıyla PP ve PPK platformu atım yatağı dolu horuz inik ve tetiğin çekilmesiyle atışa hazır taşıma konseptine uygun ilk örnek olmakta. (Değilse de muhtemelen bunu en doğru yapanı olmalı ki araştırdığımda aynı tarihlerden benzer başka bir tasarım bulamadım).
PP ve PPK ile Walther sürgü üzerine çift işlevli bir mandal yerleştiriyor. Bu mandalın indirilmesiyle silah emniyet konumuna getirilip bu halde tutulabilir veya mandal eski konumuna getirildiğinde silah atım yatağı dolu ve çift hareketli olarak atışa hazır duruma gelir.
Walther bu sistemi PP ve PPK’yı takiben önce P38’de sonra da P88’de kullanılıyor. Tasarım başarılı bulunmuş olacak ki sadece Walther değil sonrasında Smith & Wesson, Beretta, Stoeger başta olmak üzere birçok başka üretici de aynı çözümü kendi silahlarına uyarlıyorlar.
Yalnız burada Walther’in hakkını vermek gerekir. Bu tasarımda kullanılan emniyet mandalı kimi platformlarda rahatsız edici şekilde elinize batarken veya sürgüyü manipüle etme esnasında silah emniyet konumuna gelirken Walther’da bu sorunlar pek yaşanmıyor.
Silahın eni, boyu ağırlığı gibi diğer teknik özelliklerini zaten birçok yerde bulup okuyabilirsiniz. Onları bir de burada tekrarlamamın anlamı yok.
PPK’nın üretimindeki kimi ayrıntılar ise zamanla bazı değişiklikler gösteririr. 1930’dan İkinci Dünya Savaşı başlayana kadar olan üretiminin PPK’nın altın çağı olduğunu söyleyebilirim. Bu dönem üretilen silahlar özenli detay işçilikleri, hassas toleransları ve parlak meneviş kaplamaları ile kendilerini belli ederler. Bunların küçük birer cep silahı olmalarına rağmen boylarından beklenmeyecek kadar iyi grupman yapan silahlar olduğunu bugün dahi deneyimleyebilirsiniz.
Zaman içinde ilerlerken savaşın başlaması ve özellikle de Müttefiklerin lehine seyretmesiyle birlikte üretilen PPK’lardaki özensizliğin gittikçe arttığı görülür. Savaş öncesi her biri hassasiyetle üretildiği belli olan PPK’ların aksine, savaşın sonuna doğru üretilenler neredeyse “Ateş etsin yeter” düşüncesiyle bir araya toplanmış parçalar gibidirler.

Yazının başında PPK’nın ününün ve gördüğü rağbetin PP’nin çok ilerisinde olduğunu söylemiştim. Bunun en basit nedeni belki de “Rütbe yükseldikçe, silah küçülür” ilkesiyle PPK’nın özellikle yüksek rütbeli Alman subayları tarafından tercih edilmesi sonra da onlara özenen daha düşük rütbeli subayların bu yüksek rütbeli subayları takip etmeleri olabilir.
Spekülasyonlar bir yana bildiğimiz PPK’nın ününün ve gördüğü rağbetin arkasında birkaç kesin neden var. Bunlardan biri Amerikalı koleksiyoncular tarafından “Party Leader PPK” (Tanımın Almancasını bulamadım) olarak adlandırılan ve dönemin Alman hükümetinin Nazi Partisi’nin önde gelenlerine dağıtılmak üzere Walther fabrikasına sipariş ettiği PPK lar. Bu PPK’ları üzerindeki kalite kontrol damgalarından veya seri numaralarından yola çıkarak ayırt etmek mümkün olsa da en belirgin özellikleri kabzalarında Walther logosu yerine taşıdıkları gamalı haçlı, kartallı Nazi partisi simgesi. Böyle bir silahın genel kondisyonu iyiyse üzerindeki tüm parçaların ve iki şarjörünün seri numaraları da birbirini tutuyorsa hele bir de orijinal kutusu vs de beraberindeyse koleksiyoncular nezdindeki değeri iyice yükseliyor.

İkinci dünya savaşı öncesi Almanya’sında böyle bir “Party Leader” PPK’ya sahip olmanın nasıl bir prestij olduğunu tahmin etmek zor değil. Buna bir de kimi subaylara görev silahı olarak dağıtılan PPKlar eklenince (Hatırlayın rütbe yükseldikçe silah küçülür) dönemin birçok Alman subayı da parasını kendi cebinden ödeyip bir PPK almayı gayet havalı bulur. Bazen de terfi eden bir aile üyesine özellikle de fabrika çıkışlı gravürlü bir PPK hediye edilirdi. Savaş sonrası Amerikalı askerlerin ganimet olarak Alman subayların üzerinden aldıkları bazı PPK ların sivil pazara satılanlara özgü kalite kontrol damgaları vurulmuş olup askeri üretim için olanların taşıdığı kalite kontrol damgalarını taşımadıkları görülür. Buna ek olarak bu silahların seri numaraları, bazı ticari bulgular vs. subaylar ve subay aileleri içindeki bu alışkanlığı doğrular niteliktedir.

Nazi Partisi önde gelenlerine verilmek üzere özel olarak yaptırılan PPK’lar veya subay ve ailelerinin satın aldığı veya hediye ettiği PPK’ların yanı sıra dönemin Alman hükümeti de muhtelif partiler halinde askeri sözleşmelerle Walther PPK’lar satın alıp subaylara görev silahı olarak dağıtır. Bunları da yine kalite kontrol işaretlerinden, seri numaralarından ve şarjörüne hatta kılıfına varıncaya kadar her parçasının aynı seri numarasını taşımasından ayırt edebiliriz.
PPK’yla Nazi subaylarının bu ilişkisi Nazi partisinin yükselişiyle paralel bir trend izler. Bir yandan ordu ve diğer devlet kurumları için gelen siparişler; Diğer yandan partinin önde gelenlerine bir prestij unsuru olarak verilen PPK’lar; Sonra bu kişilere özenen subayların kendileri için aldıkları veya subay ailelerinin terfi eden veya bir başarı gösteren aile üyesi bir subaya hediye etmek üzere aldıkları PPK’lar. Görünen o ki savaş öncesi ve kısmen de savaş dönemi Almanya’sında bir Walther PPK kuşanabilmek bayağı havalı bir şeydir.
Savaşın gidişatının müttefikler lehine değişmesiyle birlikte Nazilerle Walther PPK arasındaki ilişkiye de biraz gölge düşer. Yine de Walther Nazi partisiyle gittikçe yükselen bu hararetli ilişkisini zirvede noktar. En “Party Leader” Nazi’nin yani Adolf Hitler’in de intihar etmek için tercihi yine bir Walther PPK ( Veya PP) olur. Açıkçası tarihin bu kısmı çok net değil. Hitler’in Hayatına son vermek için sahibi olduğu ve o an yanında bulunduğu bilinen bu iki silahtan PP’yi mi PPK’yı mı seçtiği tam olarak bilinmiyor.
Savaş sonrasında geri dönen ABD askerleri arasında hatıra eşya olarak eve bir PPK götürmek moda olur. Bunların arasında hemen her kondisyonda silaha rastlayabilirsiniz. Kimileri çok iyi durumda veya özel bir tarihi değer taşıyan sahibi, öyküsü bilinen silahlar olabileceği gibi, kimileri de toplama bir araya getirilmiş parçalardan tamamlanmış silahlar olabilmektedir. Bugün ABD’ye bu şekilde gelmiş çok sayıda PPK var.
Walther PPK’nın 1930’dan İkinci Dünya Savaşı sonuna kadarki öyküsü bu şekilde gelişiyor. Yeterince uzadığını düşündüğüm yazıya burada bir ara vereyim ve PPK’nın savaşın bitiminden günümüze kadar olan öyküsünü de sizlere gelecek yazıda aktarayım.

