Gazlı tüfeklerde güç kaybı?

Gazlı tüfeklerde güç kaybı vehimi, ülkemizde, üreticiler indinde bile, nedense, gündemden hiç düşmeyen bir konudur.

Gaz basıncını namludan küçük çıkışlarla kilit açma mekanizmalarına yönlendirme düşüncesi, yivli tüfeklerde, geçen asrın ilk yıllarından da önce başlamış bir uygulamadır. O zamanın kara barutlu fişekleri. tahliye kanallarını çok kısa sürede tıkadığı, korozyona yol açtığı için fazla tutulmamış, bu şekilde otomatik dolumlu piyade tüfeklerinin gelişmesi bayağı ertelenmiş, hatta Almanya gibi bazı ülkelerde, bu nedenle, askeri tüfek talepleri arasına “Namluda delik olmama” zarureti getirilmiştir.

Zaman içinde barut teknolojisinin gelişimiyle gazlı sistemler kullanılmaya başlanmış, Newton fiziği uyarınca yapılan basit hesaplarla mekanizma devrelerine aktarılan barut gazının, tabir caizse “Atık gaz” niteliğinde olduğu ordonat yetkililerine anlatılarak tasvipleri paralelinde bugün çok kullanılan gazlı piyade tüfeklerinin çağı başlamıştır.

Yivsiz tüfeklerde, gaz tahliye çıkışlarının, barut artığı, küçük saçmalar, keçe ve sair ıvır zıvırla tıkanmasını önleyen plastik tapaların gelişimiyle aynı sistem, geçen asrın ortalarından itibaren kullanım görmeye başlamıştır. O zamana kadar pazar hakimi olan Browning A5 ve klonlarının “Uzun geri tepmeli” çalıştırma sistemi, daha ucuz ve etkin bu yaklaşımla giderek pazardan çekilmiş, kaybolmuştur.

Yivsizlerde gazlı düzenin ilk yapımcılarından “Remington” un başlangıç modeli patentinde, “Yapılan araştırmalar neticesinde, kullanılan barut türlerinin büyük çoğunluğuyla namlu ilk yirmi ile yirmi beş santim ilerisinde, gaz basıncının itiş etkisinin takribî yüzde sekseninin elde edildiği, bu nedenle her tür dolu için bu mesafeden mekanizma kilit devrelerine alınacak gaz niteliklerinin görevini kusursuz yapacağı” ifadesi yer almaktadır. Söz konusu söylem, uzun araştırma ve deneylerin sonucudur.

Bugün de bu görüş büyük oranda geçerlidir. Namlu içi ilk yirmi beş santim önünde, barut gazı itiş gücünün yaklaşık yüzde seksenini kazanmaktadır. Kalan miktar takribi yüzde yirmi, normalde altmış beş santimlik bir namludan artakalan öne uzunlukta, 12 Ga. Namlu çapıyla 230 santimetre karede, 2.5 milim çaplı iki tahliye kanalı alanı 0.03 santimetre kare; 0,000125 (1/8000 civarı) oranlı kapalı ve açık alan kıyaslı ortamda işlevini sürdürmektedir.

Çok müşkülpesent düşünürler için bu oranın 1/3000 olduğu varsayılırsa, tahliye kanallarına kadar gelen dolunun, orada “Zınk!” diye çakılıp gazın  aşağı gidişine seyirci olduğu düşünülse dahi , mesela 450 m/saniye kazanılmış ilk hızın bu oranda kaybı; Ancak 1.35 m/saniye civarı  olacaktır.

Ki gerçek böyle de değildir. Gazın çok küçük bir kısmı tahliye kanallarına sevk edilirken, büyük kısmı mesela 36 gram gelen dolunun ileri sürüm işlevinde mesaiine devam halindedir.

Mekanizma grubunun ortalama ağırlığı 600 gram civarıdır.

Aynı birimin geri giderek kilitten kurtulma mesafesi de yaklaşık bir santimdir.

Newton üçüncü formülünden neşet eden; “Mekanizma ağırlığı x mekanizmanın dolu namludan çıkıp gittiği zaman içindeki aldığı yol= Dolu ağırlığı x dolunun namlu sonuna kadar gideceği yol x fişek taban alanı/namlu iç çap vüsatı ” eşitliğiyle, bir santim geri kilit açılma aralığı sonuna kadar seyahatin bitişinde, dolunun, namlu içi tahliye kanalları ilerisinde yaklaşık 22 santime ulaşacağı hesaplanabilmektedir. Yani, 25+22= 47 santim namlu içinde barut gazı tamamen kapalı bir ortam içinde devinim vermektedir. Bu vukuat sırasında mekanizma geri getirme yayı, eylemsizliği ile kendi içinde çok az sıkışıp gerekli parçalara destek özelliğini kaybettiğinden, geri tepen parçalara durdurucu etki verebilme kabiliyetinde değildir.

65 santimlik namlunun kalan , en fazla 25 santiminde söz konusu kapalı açık alan oranı, gerçekte 1/15000, karamsar yorumcu için, haydi onunda üçte biri; 1/5000, bu değerin 450 m/saniye ilk hıza kıyası, takribi, 0.9 m/saniye civarı olsa
gerektir.

Ki gerçekte oluşum böyle de değildir.

Kilit açıldıktan sonra mekanizma grubu, tamamen basit geri tepmeli düzende devinim vermektedir. Yani, fişeğin arkaya itişine karşı koyan, aksam ağırlığı olarak yalnızca takribi 600 gramlık kütlenin eylemsizliğidir. Bu birimin dolunun namludan çıkıp gitmesi için gerekli, kalan yirmi beş santim öne mesafede, fişek arka kısmının çıplak olarak dışarı taşırabileceği uzunluk 2 santim civarı olması gerekir ki, bu dahi güvenli sayılabilecek bir değerdir.

Ancak gerçekte durum farklıdır. Geri tepme şoku etkisiyle kendi içinde sıkışarak destek özelliğini kaybeden irca yayı, ilk bir santimlik mekanizma arkaya deviniminin bu aralığı kapatması neticesinde etkinliğini kazanıp, en az üç dört kilo yükle geri tepen aksam üzerinde durdurucu etkisini başlatacak, namlu içindeki dolunun tamamen çıkıp gitmesinden sonra kazanılmış moment ve kalan gaz basıncına yenilerek mekanizma arkaya hareketine izin verecektir.

Görülmektedir ki…

Tahliye kanallarından alınan gaz basıncının güç kaybı gibi bir etkisi hiç yoktur.

Olsa bile… Hesapla bulunan 1/5000, haydi olmadı 1/3000 açık alan kıyasıyla, dolu ileri devinimi namlu içinde yavaşlamış dahi bulunsa…

Herkesin malumu olduğu üzere, barut hakkının tamamı  standart en uzun namlu içinde dahi yanmamakta, bir kısmı dışarı atılmaktadır. Ağız alevi ve sesin büyük ölçüde sebebi bu oluşumdur.

Namlu içinde yavaşlayan dolu, bu zaman içinde daha çok miktar barutun yanmasına, bunun neticesinde daha yüksek ilk hız kazanımına neden olacaktır.

Yani, gazlı tüfeklerde beklenen, daha az değil daha çok ilk hız ve vuruş enerjisi olmalıdır…

Neye niyet… Neye kısmet…

Netice-i kelam…

Gazlı tüfeklerde güç kaybı yoktur… Aksine inananlar bir an önce bu vehimden kurtulmalıdırlar.



Saygılar.

Yorum bırakın