
17. Asırda yaşamış Newton alimi; “Duran veya hareket eden cisimler, dışarıdan bir müdahale olmadıkça istiflerini hiç bozmaz, duruyorlarsa durgunluk halini, hareket ediyorlarsa ne hız ne de yönlerini değiştirmezler”… demiş ve şöyle devam etmiş; “Hareket kavramı bu prensiple başlar, bu nedenle buna biz BİR NUMARA diyelim”…
Türkçemiz’de “Atalet veya Eylemsizlik” olarak tanımlanan bu kavram, adı üzerinde, değişmeyen oluşumları tanımladığından uygulamada çoğu zaman ihmal edilmiş veya hak ettiği değeri görmemiştir…
Silah tasarımı da bu ataletten payını almıştır… Halbuki harekete başlayan bir cismin içi veya üzerinde yerine tesbitli olmayan her ayrı cisim, Bay Newton’a hürmeten durağan halini koruyacak, ana cismin hareket halindeki uzantılarının yolları üzerindeyse onlara çarpacaktır. Bu çarpan cismin ağırlığına ve hızına göre hiç de küçük görülmeyecek bir enerji kaynağıdır…
Geçen asrın başlarında, “Mauser,… Sjögren” gibi firma ve şahıslar bu enerji kaynağını farkedip istifade etmek istemiş ancak, zamanın gelişmeleri daha çok atılanın namluyu hızlı terkettiği “Yivli” silahlarda olduğundan, yeterli sürat ve kütle uyumu sağlanamamış, kısmen yavaş “Yivsiz” türde yapılan tek örnek, başarılı olmasına rağmen gelişen diğer çalışma sistemleriyle yarışamamış öylece kalmıştır…
1960 ortalarında bir İtalyan, “Bruno Civolani” nasılsa eline geçirebildiği ilk örneklerden birini basitleştirip geliştirerek patentini almış, uzun çabalar sonucu satıp bugün herkesin bildiği “Ataletli veya Kinetik” tüfeklerin icatcısı mertebesine yükselmiştir…
Tüfekte, namlu arkasında kilitli bir KAPAK, onun arkasında yaya benzer bir ENERJİ TOPLAMA BİRİMİ onun arkasında kapağı içinde taşıyıp kilitli halden kurtarma, sırasında yeniden namluya kilitleme donanımını içeren bir TAŞIYICI ve onun arkasında da bu grubu geri tepme nihayetinde normal yerine taşıyan bir İRCA YAYI bulunmaktadır… Teknik olarak bir spiral, en az spir çapının tel çapından altı kat büyük olma haliyle yay sınıfına girebildiği ve düzenekteki esnek birim bu değer altında olduğundan ona yay tanımı yakıştırılmamıştır…
Düzenekte taşıyıcı, önde esnek enerji toplama birimi, arkada irca yayı arasında küçük darbelerde sanki durağan, güçlü itişlerde hareket edebilir halde sandviç durumundadır…
Ateş edildiğinde…
Tüfek geri teper ancak içindeki taşıyıcı onunla beraber arkaya hareket yerine eylemsizliğini muhafaza ederek istifini bozmadan yerinde durur… Yani, arkaya hareket etmekte olan silahla tokuşur… Önündeki yay azmanı esnek birime çarpar, momentlerin korunumuna göre geri tepmeyle yaklaşık eş güçle ona aldığı yükü aktararak ezer, geri tepme sademesi durunca da ezilenin esnekliğiyle topladığı gücü kendine iadesiyle arkaya giderek kapağı kilitten kurtarır… Bu zaman zarfında da atılan nesne namludan çıkıp gitmiş olur…
Ancak…
Nasıl belli bir yükseklikten aşağı bırakılan top zıplayarak aynı seviyeye hiç bir zaman çıkamazsa…
Taşıyıcının geri tepen tüfekten aldığı moment, sürtünme, ısı ses ve sair nedenlerle nisbeten azalmış olarak yay azmanına aktarılır… Yay azmanı da bu momenti aynı nedenlerle daha da azaltılmış olarak iade eder… Yani…
Tüfeğin kilitten kurtulma sonunda taşıyıcıya arkaya gidişi için aktarabildiği moment, gazlı veya geri tepmeli bir örneğin verebildiğinden azdır… Onlar yukarıdaki misaldeki topun ilk bırakılış, kinetik tüfekler zıplayıp ulaşabildiği noktadaki potansiyel enerjisini kullanırlar…
Kinetik tüfeklerin sınırları bununla başlar…
***
Kinetik tüfeklerde, geri tepme momentini önce depolayıp sonra kilit devrelerine aktarırken yani, diğer sistemlerin “Gidiş” biletiyle hallettikleri işlemi “Gidiş dönüş”, iki biletle işler hale getirirken oluşan enerji kayıpları, bu silahların kilit açmayı takip eden her çalışma safhasında kendini gösterir…
İkinci nesil döner başlıklı kilitle çalışan kinetik tüfeklerde, yay azmanının depoladığı enerjiyi deşarj ettiği taşıyıcı, aldığı momenti kapağa spiral yatağındaki pimin manivela etkisiyle onun dönüşünü hızlandırarak yansıtırken her ne kadar tüm grubun yavaşlayan arkaya hızını eser miktarda artırırsa da, neticede taşıyıcı ve kapaktan oluşan mekanizma grubunun kilit açılımını takip eden kurma ve boşaltma işlevlerininde etkili olan geri tepme faktörleri, “Kazanılmış moment ve namlu içinde kalan barut gazı” genel yavaşlıktan olumsuz yönde etkilenir.
Sonuç olarak, kinetik tüfeklerde, kapak ve taşıyıcıdan oluşan “Mekanizma grubu” diğer sistemlerden, özellikle gazlı örneklerden, AYNI FİŞEKLE DAHA AZ SÜRATLE geriye harekete başlar.
Yavaş hareket eden bir mekanizma takımın nihai yerine ulaşabilmesi için, onun geri dönüşünde işlev verecek “İrca yayı”nın daha az güçle kurulabilecek türden yani nisbeten zayıf olması gerekir…
Bu durumda…
Eğer tüfek omuzda veya elde geri tepmeyi kısmen net bir şekilde durduracak şekilde kavranılmamışsa…
İrca yayı direncine karşı gitmekte olan, bu arada horoz ve atbaşı sürtünmeleriyle de hızı daha da azalan mekanizma grubu arkaya seyahati nihayetinde halen devam etmekte olan tüfek geri tepme hareketininden nasibini alarak bunu irca yayı gerilimine aktarır, onun itiş gücünü nisbeten zayıflatır… Böyle olunca…
Mekanizma grubu yerine ulaşıp kapağı kilitleme çabasında sürtünmeye yenilir… Tam kapanamaz… Fişeği atım yatağına sürebilse dahi tetik çekilince düşecek horozun darbesini kapsüle ulaştıramaz… Ateşleme olmaz…
Öte taraftan…
Yavaş açılan mekanizma grubu nedeniyle özellikle namludaki kalış süreleri kısa olan hafif dolularda…
Bir de kullanılan namlu boyu kısa ise…
Mekanizma grubuna intikal edecek geri tepme faktörleri, kazanılmış moment ve bakiye gaz haliyle yetersiz kalacağından…
Mekanizma grubu geri hareketinde ulaşması gereken yere varamadan sürtünmeye yenilir ve ne boşaltma, ne kurma ne de yeniden dolum işlemlerinde başarılı olamaz…
Kinetik tüfekler her ne kadar periyodik temizliğin genellikle namlu içiyle sınırlı kalacağı algısına sahip olsalar da, geri tepen aksamın hareket yolu üzerinde de temiz kalmaları şarttır. Yukarıda söylenen sebeplerden bu aksam ve devinim yollarında zorunlu horoz, atbaşı sürtünmelerine ilave hız azaltıcı faktörler silahın çalışabilirliğini olumsuz etkiler…
Bu nedenle, halen çoğu gazlı örneklerde, şarjör çıkışını açıp kapayan iç mandalın taşıyıcı yolu üzerine bir çıkıntısıyla ve onun ileri geri devinimlerinin kontrol ettiği kamlarla SÜREKLİ SÜRTÜNMELİ olarak çalışan, onun süratini azaltan mekanizma hareketine bağlı dolaysız, hızlı dolum sistemi kinetik tüfeklere uygulanamaz… İrca yayının kısmen güçlü olduğu başlangıç safhalarında kullanım mümkün gibi görülse de daha sonralarında olumsuzluk kaçınılmaz olacaktır…
Mekanizma grubuna iki safhada yüklenebilen geri tepme momentinin zayıflığı ve bu işlemin sebep olduğu yavaşlıkla ortaya çıkan bakiye gaz hacmindeki nisbi yetersizlikle gelen güçsüz irca yayı kullanım zorunluğu, mekanizma grubunun tam kapanması safhasında da kendini gösterebilir… Bunun Amerikan kullacılarındaki adı “B…..i Click”tir… Aynı durum, atım yatağı doluluk kontrolu, silahın silkelenmesi, kazara sağa sola takılması benzeri hallerde de olabilir ve sahibini kritik zaman ve yerde, dolu sandığı ancak ateşlenemeyen bir silahla çaresiz bırakabilir…
***
Diğer sistemlerde doğrudan alınan ve otomatik dolumu çıkaran aksamın çalışmasını sağlayan geri tepme elemanlarından “Kazanılmış moment”in dolaylı ve kayıpla temini, rötarlı işlem sırasında eksilen diğer faktör “Namlu içinde atılanın uzaklaşmasından sonra kalan barut gazı basıncı” nın da dolu ağırlığı ve namlu boyuna bağlı olarak bazan yetersiz kalabilmesi, her iki faktöre bağlı olarak, irca yayının işlevini yapabilecek güçte, nisbeten zayıf seçilme zorunlukları, kinetik tüfekleri özellikle gazlı türlere karşı, çalışma veriminde geride bırakmaktadır…
Diğer tarafan… Klasik enerji toplama birimi yay azmanını döner başlığı taşıyanın içinde bulunduran kinetik tüfeklerde…
Mekanizma grubu, bu birim için yaklaşık iki santim kadar uzun yapılma zorundadır…
Mekanizma grubu iki santim normalden uzun olduğunda…
Tüfek kasası da buna uygun ve normalden daha uzun yapılmalıdır… Böyle olunca…
Kinetik tüfekler bükülmelere daha hassas kasalı, daha hantal yapıdadır…
Öte yandan…
Yay azmanına yer bulma amaçlı bu uzunluğa ek olarak…
Taşıyıcının, ateşleme sırasında geri tepen tüfek içinde işlevini verebilmesi için…
Dört milim kadar ileri yol payına ihtiyacı vardır… Taşıyıcı her doluda en az bu kadar öne giderek yay azmanına yeterli gücü aktarabilmektedir… Bazı otoriteler bunun “ Her atışta aynı geri gidiş gücüyle en alasından bir mekanizma hız düzenleyicisi” olduğunu söylemektelerse de bilindiği gibi mekanizma süratinde etkili olan sadece aktarılan moment değil, aynı zamanda namlu içinde dolu ağırlığına göre kalan barut gazı basıncıdır… Aslında taşıyıcı ileri yol payı daha da uzatılarak daha iyi sürat düzenlemeleri yapılabilir ancak bu, hem daha boylu bir kasaya hem de yay azmanının elastıkiyetine göre değişecek “Cevap verme süresi” yönünden her zaman olumlu netice vermiyebilecektir…
En hafif yirmidört gramlık dolu ve elli santim namluyla üç kiloluk bir kinetiğin atılanın silahtan ayrıldığı andaki geri tepme mesafesi dört milimetredir… Kinetik tüfeklerde kabul edilen çalışma aralığının teorik değeri budur ancak, sürtünme ve sair unsurlar göz önüne alındığında namlu boyuna en az bir beş santim kadar ilave gerekecektir… Kinetik yivsizlerde minimum pratik çalışma değerleri bunlardır… Her ağırlıktaki fişekte taşıyıcının izafi dört milim ileri hareketi, güvenli ve basit, kilit kam devrelerinin yapılandırılabileceği optimum mesafedir…
Günümüzün askeri yivli tüfeklerinde namlu ortalama kırkbeş santim, kovan şişe boyunlu, çekirdek yaklaşık sekiz gram civarındadır… en az üç kilo tartacak böyle bir tüfek ateş edildiği ve atılanın silahtan ayrıldığında elde edilen geri tepme, taş çatlasın iki milimetre kadar yani, kinetik tüfeğin yay azmanını kurma değerinin teorik olarak yarısıdır… Bu aralıkta işlev verecek maliyeti makul ve güvenli kilit açma kapama mekanikleri üretmek mümkün değildir…
Bu nedenle askeri tüfeklerin klasik kinetik sistemde yapılması imkansıza yakındır…
Ezcümle…
Kinetik tüfekler; Dolaylı moment aktarımından kaynaklı yavaş mekanizma sürati; Buna bağlı dolum elamanlarına iletilebilen zayıf geri tepme faktörleri; Bundan mütevellit kullanım zorunluğu olan zayıf irca yayı; Bundan neşet eden güçsüz mekanizma kapanma ve dolum zorlukları…
Bunun yanında; Taşıyıcıyla şarjör mandalının devamlı sürtünme halinde oldukları dolaysız, çabuk dolum sistemlerine uyumda zorluk…
Ek olarak; Normalden uzun mekanizma ve kasa kullanımının yarattığı hantallık ve mukavemet zafiyeti…
Dahası; Güç toplama biriminin minimum çalışma aralığının yivli tüfeklere uyum vermemesi…
Sınırlarının sahibidirler…
“E, peki niye halen kullanılıyor ve çok TUTULUYOR”… Diye soran olacaktır…
El cevap; Kuş avı, müsabaka gibi kullanım sahalarına sınırları “Cuk” oturmaktadır…
Üstelik…
Az parçalı ve temizliği de kolaydır…

